| | Üretsiz Blog oluştur

Finans

Otomobilde ÖTV indirimi geliyor

Hükümet kaynaklarının Reuters'a verdiği bilgiye göre, ÖTV oranlarında indirime gidilmesi düşünülüyor. Hükümetin destek anlamında ilk yapmayı düşündüğü uygulamanın ise üretim yapan otomotiv şirketlerinin Eximbank yolu ile borçlanma maliyetlerinin düşürülmesi olduğu öğrenildi.

Öte yandan adının açıklanmasını istemeyen bir hükümet yetkilisi, otomotiv sektöründe daha önce uygulanan hurda araç indiriminin kötü amaçlı olarak kullanılabildiğini, araçların yenilenmesi durumunda büyük oranda ithal otomobillerin satıldığını kaydederek, “Burada amaç, araç piyasasının canlanması mı yoksa Türkiye’deki otomobil üreticisinin desteklenmesi mi olmalı... Çünkü piyasanın yaklaşık üçte ikisi ithallerden oluşuyor. Piyasa doğrudan teşvik edilince öncelikli olarak ithallere destek verilmiş oluyor. Burada Türkiye’de üretim yapanlara yönelik bir adım atılması gündemde” dedi.

Türkiye’de üretim yapan otomotiv şirketleri arasında Oyak ve Renault ortaklığı Oyak Renault, Ford ve Koç ortaklığı olan Ford Otosan, Koç ve Fiat ortaklığı Tofaş, Toyota, Hyundai bulunuyor.

Unakıtan dünkü açıklamasında, otomotiv sektörüne yönelik bir teşvik çalışmasının gündemlerinde olduğunu, otomobillerin yüzde 75’inin yurtdışından getirildiğini, bu durumun Türkiye’nin ithalatını ve döviz ihtiyacını artırdığını ifade etmiş, “Yerli arabalarla bunu karşılayacak şekilde bir formül getirirlerse ona da sıcak bakarız. Bu konuda bir çalışmamız var” demişti.

Hürriyet

 

 

Yurtdışındaki parayı getirme tasarısı Meclis'te

Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısına göre, Türkiye'de bulunan ancak 1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında işletmenin öz kaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarıyla, taşınmazlar, bu kanunun yayımlandığı ayı izleyen 3. ayın sonuna kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle vergi dairelerine beyan edilecek.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu kanun hükümlerine göre, kanuni defterlerine, taşınmazlar dışındaki varlıklarını banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmak suretiyle kaydederek pasifte özel fon hesabı açacaklar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz;ü (parçası) addolunacak ve beyan tarihinden itibaren 6 ay içinde sermayeye ilave olunacak.

Serbest meslek kazanç defteriyle, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterecekler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacak

ATM (Otomatik Para Çekme Makinaları)

Banka müşterileri tarafından kart kullanılması yoluyla faaliyete geçirilen elektronik sistemlerden ilki nakit para çekme makineleri olmuştur. Bu makineler, bir süre sonra teknolojik açıdan geliştirilerek, para çekmenin yanı sıra, hesaba para yatırma, bir hesaptan diğerine para aktarma (viiman), havale yollama, hesap bakiyesini öğrenme, çek defteri gönderilmesini isteme gibi çeşitli bankacılık işlemlerini yapabilecek düzeye ulaştırılmıştır. Bu ttu hizmetleri veren makineler, otomatik vezne makineleri (ATM) olarak adlaııdırılmaktadır. ATM’ler tüm dünyada yaygın biçimde kullanılmaktadır.
ATMlerde işlem, banka tarfından müşteriye verilmiş olan manyetik bantlı plastik bir kartın makineye sokulmasıyla başlamaktadır. Makine, kartLn sahte olup olmadığını, kullanılmasının yasaklanmış olup olmadığını denetlemekte, olumlu sonuca ulaşıldığı takdirde tuşları açarak sistemi müşterinin kullanmasına sunmaktadır. Bundan sonra müşteri, gene banka tarafindan kendisine verilmiş olan şifre numarasım, yapmak istediği işlem ve miktarla ilgili bilgileri tuşlara basmak suretiyle makineye verip, işlemi tamamlamaktadır.

Banka Tercihi

1- Gittiğiniz banka ilk hesap açtırırken sizi bekleten banka olmamalı.
2- Bankamza ilk gittiğinizde memnun kalmalısınız.
3- Bankaya gittiğinizde memur ve amirler tarafından güleryüzle karşılanmalısımz.
4- Hızlı çalışan bankayı tercih ediniz.
5- Bankanız size zaman kaybettiı-memeli.
6- Bankanız teknolojik gelişmeleri hizmetlerine hemen yansıtan olmalı.
7- Havaleleriniz z amamnda gelmeli.
8- Bankanız havale işlemlerini ucuz ve hızlı yapmalı.
9- Bankanız size ucuz tüketici kredileri sağlamalı.
10- Kredi alırken kolay alınmalı.
11- Bankanızın otomatik para çekme makinaları (ATM) olmalı.
12- Bankanız ailenizin menfaatini korumalı.
13- Bankanız zamanında hizmete açılmalı.
 2- Borç ikinci ödeme döneminde ka
patılmadığında banka kredi kartını bloke etmektedir.
3- Ayrıca tüketiciye borcun ödenmemesi durumunda, bütün sistemin karta kapatılacağı ve buııun bütün bankalara duyurulacağı uyarısı yapılmaktadır.
4- Üçüncü ödeme döneminde de borcun ka
patılmaması halinde, takip işi hukuka intikal etmekte ve haciz başlatılmaktadır.
5- Aynı zamanda kart sahibi tüketici kara listeye girmektedir.
6- Kaı-a listeye giren tüketici Merkez Bankasına bildirilmektedir. Bankalararası Kart Merkezi de tüketici ile ilgili bilgileri alarak bütün bankalara gönderınektedir.
7- Merkez Bankası “kara listeyi her ay ye
nilemekte ve yüklediği disketleri bankalara göndermektedir.
8- Bankalar bu disketi sistemlerine yükleyerek,
kredi vermeden önce tüketicinin durumunu kontrol etmektedir.
9- Kredi kartı borcunun ödenmemesi, protestolu senet ve karşılıksız çekten kara listeye girenler bir daha kredi kartı ve kredi alamazlar’.

Banka Mevduatı

Banka tasarruf mevduatı fınansal piyasada en çok kullanılan yatırım aracıdır. Dönem sonu faiz getirisi önceden belirlenmiş olduğundan getiri riski yok denecek kadar azdır. Ancak mevduatın içerdiği farklı tür riskler vardır.
Banka mevduatı iki tür risk taşımaktadır:
1- Kalite riski: Paramn yatırıldığı bankanın bir işletme olarak taşıdığı riskle doğru orantılıdır. Mevduata yüksek faiz vermek genelde bir bankanın daha riskli çalışmasına neden olur. Banka mevduatının güvence sınırı tümüyle devlet güvencesi altındadır. Bankaya para yatırırken, getiri oranıyla birlikte riskm de yükseldiği hesaba katılmalıdır.
2- Enflasyon riski: Dönem sonunda getiriye rağmen, arıaparamn enflasyon karşısında reel olarak azalması ihtimalinden doğan risktir. Yüksek enflasyonlu ve istikrarsız ekonomilerde bu risk daha da yüksektir. Enflasyon sonucu olarak ortaya çıkan bir başka risk de ‘faiz haddi riskidir ve vade süresindeyken faiz oranlarının yükselme olasılığından doğar.
Vadeli mevduatların kullanımında bu risklere karşı bir ölçüde korunmanın yolu, kısa vadeli mevduat türlerini tercih etmekten geçmektedir. Özellikle enflasvonda yükseliş beklentisi olan dönemlerde daha kısa vadeleri kullanmak gerekir. Ancak faizlerin yüksek olduğu bir dönemde enflasyonun düşeceği düşünülüyorsa, o zaman uzun vadeleri kullanmak daha yüksek getiri sağlayacaktır.
rficari bankalarda yatan mevduatın çeşitli tipleri vardır. Vadesiz mevduat, küçük cari hesaplar ile günlük hareketlerin fazla olduğu ancak müesseselerin üzerine kayıtlı olmayan ticari mevduattan oluşur. Ticari mevduat işletmelerin adına kayıtlı hesaplarııı toplamıdır.
Bankaların ilan ettikleri faiz oranları yıllık üzerinden ve brüttür. Bir yıldan daha kısa vadeler sözkonusu olduğunda ilan edilen faiz oranı, ilgili dönem yılın kaçta biriyse, ona bölünür. Brüt faiz üzerinden önce gelir vergisi stopajı, sonra da bu stopaj miktarı üzerinden Savunma Sanayi Destekleme Fonu kesintisi yapılır.
Bankaların vadeli mevduatlara verdikleri faiz oranları vadeler kısaldıkça düşmektedir. Orneğin bu yıl vadeli mevduatın faiz oranı yüzde 90 ise, altı ay için yüzde 85, üç ay için yüzde 82, aylık yüzde 70, haftalık yüzde 10 gibi olabilir. Kısalan vadeleri uzatabilmek amacıyla başlatılan yeni bir uygulama, yıllık mevduat için kullanılan ‘TEFE+” uygulamasıdır. Bu uygulama ile Devlet İstatistik Enstitüsü (DIE) tarafından açıklanan Toptan Eşya Fiyatları Endeksinin (TEFE) üzerine sabit bir rakamın faiz olarak verilmesi banka tarafından garanti edilmektedir.
 

Kalmakmı Zor Gitmekmi?

Öte yandan yabancı perakende markalarının Türkiye’ye akın etmesiyle birlikte pazardaki yerli-yabancı rekabeti de giderek arttı. Bu rekabet artarken, AVM’lerde bazı sıkıntılar da yaşanmaya başladı. Özellikle İstanbul’un Mecidiyeköy-Sarıyer hattı ile Beylikdüzü- Büyükçekmece arasında yoğunlaşan AVM’ler¬de kira artışlarından kaynaklanan rahat¬sızlık olduğu gözleniyor. Kira artışlarına son dönemde fahiş oranlarda artan or-tak gider maliyetleri de eklenmeye baş¬layınca, perakende şirketleri buna bir çare bulmak için harekete geçti. Perakendeciler, bir arada hareket et¬meye, ortak çözüm yolları aramaya gerektiğinde de hukuki arayışlara gitmeye başla¬dı. Buna ilişkin tartışmalar devam ediyor.

Yakın mesafelerde açılan alışveriş merkezlerinin gelecek yıllarda tehlike yaratacağını savunan perakendeciler, artık tehlike sürecine girildiğini, perakendecilerin. 2008 yılını bir toparlan¬ma yılı olarak ilan ettiğini söylüyor. Kiracısına ödenebilir bir kira çizelgesi ve ortak gider planı sunamayan birçok AVM’nin, kiracılarını önemli ölçüde kaybedeceği belirtiliyor.

Peki, perakende sektörünün çalkan¬tılı bir süreçten geçtiği bu dönemde, AVM yatırımcıları ne planlıyor? Pera-kende şirketlerinin çözüm yolları ne ola¬cak? Ve sektörün geleceği nasıl şekille¬necek? Bütün bu soruların yanıtlarını al¬mak için Ekonomist olarak bu gelişme¬leri sektörün önde gelen temsilcileri ve bizzat yatırımcılar ile konuştuk...

Türkiye, genellikle kriz sonrasında özellikle perakende sektöründe yukarı doğru olumlu bir ivme sergiliyor. Bu¬nun örneklerini geçmişte çok görmüştük. Örneğin, 1994 krizi sonrasında ya¬şanan gelişmelerle 1995 yılında Carou¬sel alışveriş merkezine girmek için pe¬rakende şirketleri birbiriyle yarışa gir¬mişti. Aynı durum, 2001 yılı krizinde de gözlendi. 2001’ de sektör krize girin¬ce bütün yatırımlarda frene basılmıştı. Ancak 2002 yılı sonrasında ise yatırım¬lar hızlandı. Sektör, aile yatırımlardan kurumsal yatırımlara geçince, yurt dı¬şından gelen gayrimenkul fonlarının da etkisiyle çok genişleyerek, büyüdü.

Bölgesel Tehlike Perakende sektöründe deneyimli bir isim olan Retail Vision Danışmanlık’ın sahibi Şükrü Aslanyürek’in sektörün bu¬günkü durumu ile ilgili tespiti şöyle: "Projelerin hemen hemen tümünün ortak özelliği, daha çok inşaat sektörü ve arsa rantı kriterleriyle yapılmış olması. Türkiye’deki belediye mevzuatı ya da belediye yöneticiliği pratiğinin herhangi bir iş dünyası verilerine dayanmadığını ve imar izinlerinin son derece usul dışı yöntemlerle verildiğini düşünüyorum.

Son dönemde AVM’ler için bu teh¬like çanlarını harekete geçiren en önemli konulardan birinin kiralarının yüzde 100’lere yakın oranda artması olduğu söyleniyor. Armada’ da yüzde 30’a, Nautilus alışveriş Merkezi’nde yüzde 100’e ulaşan artışlar yüzünden harekete geçen perakende şirketleri ise hukuki boyuta varan bir süreç içine girmiş bulunuyor.

Ancak bu kira artışlarını normal bulanlar da var. Tepe Nautilus alışveriş Merkezi İşletme Müdürü Nihat San¬dıkcıoğlu, Nautilus’ta beş yıllık kon¬tratların bitmesi sonucunda böyle bir artışa gidildiğini söyleyerek, beş yıl ön¬cesinin dolar kurlarına göre yapılan bu artışın normal olduğunu belirtiyor. Sandıkçıoğlu, "Bu biraz da AVM’nin verimliliğine bağlı. Burada olmak iste¬yen pek çok yerli yabancı marka, bu ki¬ralan ödemeye hazır" diyor.

Alışveriş merkezlerinde asıl krizin ise ortak giderlere gelen artışlarla ya¬şandığı belirtiliyor. Elektrik, su, güven¬lik, temizlik gibi alışveriş merkezinin ortak alan giderleri olarak belirlenen bu tutarlarda, elektrik zammının da gündeme gelmesi nedeniyle sıkıntılı bir sürece girildiği ifade ediliyor.

TMD’nin komisyon kurarak, çalış¬malara başladığını söyleyen yetkili, işe en çok şikayetin geldiği birkaç AVM’den başlandığını belirtiyor. 2008’de açılacak yeni AVM’ler hak¬kında tüm üyeleriyle ortak hareket etme kararı aldıklarını söyleyen TMD Başkanı Selçuk Güzenge ise "Bazı alışveriş mer¬kezlerinin 2007 hesaplarını inceleyece¬ğiz. Bilançolarının kapanmasını bekli¬yoruz. Bazı alışveriş merkezleri için ko¬nuşuyorum. Bazılarının gelirleri var. Duvarları kiralıyorlar, reklam veriyorlar, ortak alana kiosklar koyuyorlar. Bu ge¬lirleri, genel gider hanesinde kullanma¬ları lazım. Maliyetleri düşürmeleri la¬zım. Resmen oradan para kazanmaya çalışıyorlar" diyor.

Yüksek kira artışlarının genellikle eski alışveriş merkezlerinde yaşandığı görülüyor. Tepe Nautilus’ta beş yıllık kira kontratları bittiği için, yeni kontratlarda yüzde 100’lere varan artış talep edildiği belirtiliyor. BMD Başkanı Ali Murad Kızıltaş, "Maalesef son dö¬nemde piyasada oluşan yüksek kira¬lar, eski alışveriş merkezlerini de kira artırımı yönünde harekete ge¬çirmeye başladı. Herkesin ağ¬zındaki laf. ’Benim bu kadar yakınımdaki alışveriş merkezi¬ne şu kadar verdiniz, öyleyse bana da vereceksiniz’ şeklinde" diyor.

Kiğılı’nın sahibi Abdullah Kiğılı ise perakendecilerin eleştirdiği çok sayıda alışveriş merkezi yapılmasıyla ilgili olarak "Bırakın yap¬sınlar. Sonunda hepsi bize muhtaçlar. AVM’ de bir mağazanın yatırımı en faz¬la 200 bin dolar. Bir AVM ise 30-200 milyon dolar arasında yatırım gerekti¬riyor. Yatırım yanlışsa yapanlar düşün¬sün. Bu AVM’lerin bir kısmı hastane, okul, otel olacak" diyor.

Öte yandan perakende sektöründe yatırımların ciroların önünden gittiği gözleniyor. alışveriş Merkezleri ve Pe¬rakendeciler Derneği (AMPD) ile araş¬tırma şirketi Nielsen’in Türkiye’nin organize perakende sektörünün bü¬yüklüğüne yönelik oluşturduğu en¬deks de bu görüşü destekler nitelikte. Verimlilik Telaşı Erken Mi? Korupark, Zafer Plaza ve Deepo’nın sahibi To¬runlar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun ise "Bunlar uluslararası standartlara sahip AVM’ler olursa, kendi içinde farklılaşarak kimlik kaza¬nıp, var olacaklar. Bugün yerli marka¬larımız, üretimden öteye geçip pazar¬lama stratejilerine kafa yoruyorsa, bu¬rada rekabetin payı büyük. Şimdi bu markalar hızla küreselleşiyor ve güçleniyor" diyor. Alışveriş merkezlerine müşteri çek¬mek içinse mutlaka fark yaratmak ge¬rektiği öne sürülüyor. Alışveriş merkezi henüz yeniyken, her koridorundan aynı başarılı performansın beklenmemesi gerektiği, bunun zaman içinde yakala¬nacağı iddia ediliyor. Yetkililer, burada işin ise yönetime düştüğü konusunda hemfikir. Bu koridorlara müzik yayını ile ve kiosklar oluşturarak hareketlilik sağlanabildiği ifade ediliyor. Bir yönetici, "AVM’lerin mağaza karmalarını, pazarlama biçimlerini, yönetim biçimlerini doğru kurgular¬sak, A VM mezarları yaratmayız" diyor. Bir alışveriş merkezinin başarılı olması için farklı uygulamaları getiren yöne¬tim şirketlerinin önem kazanacağı, kontratların daha sağlıklı yapılacağını söyleyen yönetici, "Sektör kendisini to¬parlayacak. Ancak aşırı ortak gider uy¬gulaması yapan merkezler, kiracılarını kaybedebilir" diyor. Türkiye’de alışveriş merkezlerine gelen müşteri sayısı, yurt dışı örnekleri ile karşılaştırıldığında ortaya ilginç so¬nuçlar çıkıyor. Türkiye’de en çok müş¬teri çeken alışveriş merkezlerinden Ce¬vahir’ e geçen yıla kadar yıllık 20 mil¬yon müşteri gelmediği belirtiliyor. An¬cak bu yıl Cevahir’in 20 milyon ziyaret çiye ulaşacağı tahmin edi¬liyor. Kaynak: Ekonomist Dergisi /Özge Yavuz / Burcu Tuvay 18/01/2008 KAYNAK: Ekonomist Dergisi /Özge Yavuz / Burcu Tuvaywww.ekonomist.com.tr

Birleşik Faiz

Bir yatirimcinin bilmesi gereken tek bir sey varsa o da bilesik faizdir. Bilesik faiz daha onceki tasarruflarinizdan elde ettiginiz faizden faiz kazanmaya verilen addir. Bilesik faiz ulkemizin kamu borcunun zivanadan cikmasina neden olmus, neticede 2001 krizi karsimiza cikmistir. Tabii ki burada sucu bilesik faizin uzerine atmak gibi bir niyetimiz yok. Bilesik faizi kendi cikarimiza kullanmayi beceremeyip elimize yuzumuze bulastiriyorsak suc bizdedir, bilesik faizde degil.

Bilesik faiz nedir basit bir ornekle anlatalim. Diyelim ki, 20 yasinizdan itibaren her sene 1000 YTL biriktirmeye basladiniz ve bu parayi reel getirisi senelik %10 olan bir alana yatirim yapmaya basladiniz. Ilk sene biriktirdiginiz 1000 YTL 21 yasina geldiginiz zaman 1100 YTL olacaktir. Bu parayla birlikte yine geride kalan senede biriktireceginiz 1000 YTL'i yine senelik getirisi %10 olan alanda degerlendirmeye devam edeceksiniz.

Her sene 1000 YTL biriktirmek cok zor bir olay degil. 50 yasiniza geldiginiz zaman, toplam birikimleriniz (biriktirdiginiz nominal para sadece 30000 YTL bu tarihe kadar) bilesik faizle katlanarak yaklasik 181000 YTL civarinda bir rakama ulasmis olacaktir. 55 yasina geldiginiz zaman, nominal biriktirdiginiz rakam 35000 YTL olmasina ragmen, yatirimlariniz 298000 YTL'ye ulacaktir. 60 yasinda emekli oldugunuz zaman ise hesabinizda 487000 YTL birikmis olacaktir. Bes yil icerisinde elinizdeki para neredeyse 200000 YTL artiyor. Hic akliniza gelir miydi senelik 1000 YTL tasarruflariniz size bir yilda 40000 YTL kazandirsin?

Gunde 2 lira 67 kurus biriktirerek ve daha onemlisi bilesik faiz yardimiyla. 20 yasinizda bir kenara koydugunuz 1000 YTL, senelik %10 getiriyle 40 sene sonra 45259 YTL'ye donusuyor. O yuzden erken para biriktirmek, gec para biriktirmekten cok daha onemli. Bilesik faizin sirri da burada.